Safra Kesesi Taşları

Safra Kesesi Taşları

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Safra kesesi karaciğerin alt yüzeyinde, ona yapışık 50 ml hacmi olan armut biçimde bir organdır. Safranın depolanmasını sağlar. Karaciğerin ürettiği safra, kanallar yoluyla bu kesede birikerek, yemek sonrası özellikle yağlı gıdaların sindirimi amacıyla bağırsağa dökülür.

Her 10 erişkinden birinde olan safra taşı özellikle 20 yaşından sonra kadınlarda daha sık görülür ve 60 yaşından sonra erkeklerin yüzde 10-15’inde kadınların yüzde 30-40’ında safra taşı oluşabilir.Safra taşları safra içindeki kolesterol gibi pigmentlerin çökmesiyle oluşur. Safra taşlarının yaklaşık % 10’u saf kolesterol taşı ve %60’ı miks kolestrol taşı %30’u pigment taşlarıdır. Normalde düz röntgen filmlerinde safra taşları görülmez. Safra kesesi taşı tanısı en sık olarak ultrasonografi ile konur. Ayrıca, başka bir nedenle tetkik sırasında tesadüfen bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile de safra kesesi taşları bulunabilir. Eğer safra taşı ana safra kanalına düşmüş ise MR en değerli yöntemdir.
Safra kesesinde tek taş olabileceği gibi sayının yüzlere – binlere ulaştığı durumlar da vardır. Sarışın bayanlarda, şişmanlarda, çok hızlı kilo verenlerde, uzun süre damar yolundan beslenenlerde, midesinin bir kısmı ameliyatla çıkarılmış olanlarda ve çok doğum yapanlarda safra taşı sık görülür. Hastalığın kalıtsal yanı olduğunu gösteren deliller vardır.

Safra kesesinde taş oluşumu üst karın ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve kusma, sırt ağrısı gibi belirtileri verir. Taşlar kesenin kanalını tıkayarak içeriğinin boşalamamasına, böylece kolesistit adını verdiğimiz iltihaplanmaya yol açabilir. Taşlar ana safra kanalını tıkayarak safranın kana karışması yani sarılığa, pankreas kanalını tıkayarak pankreas bezi iltihabına (pankareatite) neden olabilir. Safra taşı olan hastaları yüzde 60’ında herhangi bir şikayet yoktur. Safra kesesi rahatsızlığına bağlı hastane başvurularının yüzde 20’si, ani gelişen taşın kanalı tıkaması sonucu oluşan kese iltihabı yani ‘akut kolesistit’tir. Bu hastaların yüzde 10’unda sarılık, kolanjit (dış safra yolları iltihabı), pankreatit gibi ağır ve ölümcül komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca safra taşlarının %1 oranında kanserleşebileceğide göz önüne alınmalıdır.

Safra kesesi taşlarının; safra kesesinin aniden iltihaplanması, taşların bulunmasından dolayı hastada tekrar eden ve şiddetli nöbetler halinde gelen (kolik) sancı varsa, safra kesesi taşı ile birlikte şeker hastalığının varolması, safra kesesi taşının tek ve 2 cm den büyük olması (bu durumda safra kesesi kanseri riski artmaktadır), safra kesesinde çok sayıda küçük taş varlığı, safra kesesinde safra kumu ile birlikte iltihap belirtileri varlığı, safra kesesinde taşların bulunduğu bilinmekteyse ve hasta kronik hazımsızlıktan, bulantı, gazdan veya bazı karın bölgesi ağrılarından şikayetçi ise, küçük taşların safra kanallı tıkamasından dolayı cerrahi sarılık (derinin sarı bir renk alması) gelişmişse, pankreatit hastalığı gelişmiş ise ameliyatı gereklidir.

Günümüzde safra kesesi taşına bağlı şikayeti olan hastalarda altın standart laparoskopik kolesistektomidir. Son dönemde tek bir delikten yapılan SİLS yöntemiyle kozmetik açıdanda önemli başarılar elde edilmiştir. Bu yöntemlerle gerçekleştirilen operasyon az ağrılı olur ve hasta 2-3 gün içinde işinin başına dönebilir. Safra kesesinin tümü alınarak, hastalık nüksü, yeniden taş oluşumu, kanser ve komplikasyon gelişimi olasılığı ortadan kaldırılmış olur.

Safra kesesinin olmaması insanlarda ciddi hiçbir soruna yol açmaz. Fakat safra kesesi ameliyatı ile safra kesesi alınan hastaların yaklaşık % 10-25’inde hazımsızlık ve şişkinlik gibi safra kesesi ameliyatı öncesindeki yakınmalar devam edebilir ve bu tabloya ‘postkolesistektomi sendromu’ adı verilmektedir. Postkolesistektomi sendromu’nun acil koşullarda yapılan safra kesesi ameliyatlarından sonra daha sık görüldüğü bilinmektedir. Safra kesesinin alınmasına bağlı olarak; safranın, safra kesesinde depolanmadan direkt olarak ince bağırsağa akmasından dolayı, safra geri tepmesi (safra reflüsü) ile daha sık olarak mide iltihabı (alkalen reflü gastrit) veya yemek borusu iltihabı (alkalen reflü özofajit) görülmektedir. Bu durumda antiasit (asit giderici) ilaçlar ve proton pompa inhibitörü (PPI) grubu ilaçlar faydalıdır. Ayrıca safranın ince bağırsağa hızla geçmesine bağlı olarak ishal ve alt karın bölgesinde ağrı görülebilir ve bu durumda kolestiramin tedavisi yararlıdır. Safra kesesi ameliyatından sonra herhangi bir özel diyet verilmemektedir.

Op.Dr. Ceyhun AYDOĞAN
Genel Cerrahi
Özel Ümit Vişnelik Hastanesi
0533 564 13 16

Cevapla

Yandex.Metrica
Önceki yazıyı okuyun:
Obezite Cerrahisinde Yeni Yöntemler

MİDE KATLAMAObezite çağımızın en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Hastalıklara yol açtığı kanıtlanmış bir bozukluk olması nedeniyle de tedavisi için...

Kapat