Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Yazıma başlarken, kısa bir süre önce bu hastalıktan ötürü hayatını kaybeden arkadaşımız Dr. Mustafa Bilgiç’e rahmet diliyor ve insanlara şifa dağıtabilmek için bazen uykusuz bir şekilde çalışan, her türlü problemle karşılaşabilen sağlık çalışanlarının biraz daha değer görmesi gerektiğini belirtmek istiyorum.

Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA), keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli mikrobun neden olduğu ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 1944 yılında Kırım’da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bundan sonra bugünkü bilinen ismiyle anılmaya başlamıştır.

Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşarlar, küçük ve oval şekillidirler. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler, kasaplar, mezbaha çalışanları, sağlık personeli özellikle risk grubudur. Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.

Henüz ergin olmamış Hylomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin kene olduğunda da hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.

Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.

Hastalığın belirtileri olarak ateş, kırıklık, baş ağrısı, ışıktan etkilenme,kollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrı, bazen kusma, karın ağrısı veya ishal, duygu-durum değişiklikleri, halsizlik, kızarıklıklar ve morluklar gibi kanama pıhtılaşma bozuklukları, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülebilir. Ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile olmaktadır.

Hafif ve orta derecede klinik seyir gösterenler yaklaşık 9-10 günde iyileşir, ölüm oranı ortalama %30’dur. Ölüm klinik bulguların genelde 2. haftasında görülür. İyileşen olgularda kalıcı hasar görülmez.

Tanı için en sık kullanılan yöntem kanda virüse karşı oluşan antikorların (savaşçı hücrelerin) taranmasıdır. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.

Hastalıkla başa çıkmak için yapılabilecekler
İnsanlar kenelerden uzak tutulabilir ise bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, bu gibi alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir. Bu alanlara av yada görev gereği gidenlerin lastik çizme giymeleri,pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları, görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.

Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır.

Kene üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı, kolonya vb.) kesinlikle dökülmemeli ve keneler sigara veya kibrit gibi fiziksel yöntemlerle uzaklaştırılmaya çalışılmamalıdır. Çünkü bu durumda keneler kusmakta ve mikrobu vücuda verebilmektedir. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla çıkartılır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlaması yapılabilir.

Bugün için kullanılan etkin bir aşısı yoktur. Hastalığa özel bir tedavisi yoktur. Hastaya destek tedavisi (kan verilmesi, solunum dolaşım desteği) yapılmalıdır.

Saygılarımla
Uzm.Dr.Onur ÖZTÜRK

Cevapla

Yandex.Metrica
Önceki yazıyı okuyun:
Kanser Ve Tarama

Kanser Ve TaramaKanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla oluşan kötü huylu urlara denir. Çok sayıda kanser...

Kapat