Anasayfa / Sağlık Rehberi / Doğru Bilinen Yanlışlar / Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar
Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar
Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Bu konunun kalitesini değerlendirin

Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir? Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar hakkında sizin için topladığımız bilgiler aşağıdaki gibidir. Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar yazısını sadece bilgi edinme amaçlı kullanınız ve sağlık sorunlarınız için vakit kaybetmeden doktorunuza ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.​

YANLIŞ: Her sekiz kadından biri meme kanseri olur’ betimlemesi ile rast gele seçilen her sekiz kadından bir tanesinin meme kanseri olacağı kesindir, demektir.

DOĞRU: Her sekiz kadından biri istatistiği yıllık bir tahmin değildir. Bu rakam, 95 yıllık bir yaşam süresi göz önüne alınarak hesaplanmış bir değerdir. Varsayalım ki araştırmacılar bugün doğmuş olan çok sayıda kız çocuğunu gözlem altına aldılar ve onları 95 yaşına gelinceye kadar izlediler, bu kızlardan sekiz de biri (yaklaşık olarak %12.5’i) hayatlarının her hangi bir döneminde meme kanserine yakalanacaklardır.

* * *


YANLIŞ: Yalnızca kadınlar meme kanserine yakalanırlar.

DOĞRU: Göreceli olarak çok çok daha seyrek görülmesine karşın, erkekler de meme kanserine yakalanabilirler ve meme kanseri tanısı konmuş erkeklerin yaklaşık olarak üçte biri bu hastalıktan hayatını kaybeder. İstatistiki veriler, her 100 meme kanseri vakasından birinin erkeklerde görüldüğünü göstermektedir. Göreceli olarak az miktarlarda da olsa erkekler de hem göğüs dokusu, hem de meme kanseri ile ilişkisi olduğu bilinen kadınlık hormonları vardır. Toplumda yaygın olan meme kanseri bir kadın hastalığıdır yanılgısı nedeni ile erkekler genellikle kanserin erken belirtilerini görmezden gelmektedir. Bu duyarsızlık geç tanı konmasına, dolaysıyla da daha yüksek ölüm oranlarına neden olmaktadır.

 * * *

YANLIŞ: Yalnızca ailesinde meme kanseri bulunan kadınlar, meme kanseri için yüksek risk grubundadırlar.

DOĞRU: Meme kanseri olan kadınların %80 den fazlası, hiç bir risk grubuna dahil değildir. Ailede başka birinin meme kanseri hastası olması, meme kanserine yakalanma riski üzerinde önemli bir etkiye sahiptir; özellikle birinci dereceden bir yakınınız, sözgelimi anneniz, kız kardeşiniz veya kızınızda meme kanseri varsa, sizde de ortaya çıkma ihtimali iki kat fazladır. Öte yandan ailede hastalığın olmaması, tehlikeden uzak olduğunuz anlamına da gelmez.

* * *


YANLIŞ: Meme kanseri çoğunlukla genetik kökenlidir.

DOĞRU: Meme kanserlerinin çok küçük bir yüzdesinin normal olmayan genlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Araştırmacılar 17 numaralı kromozomda bulunan iki adet genin (BRCA1 ve BRCA2, Meme kanseri geni 1 ve 2) yüksek göğüs riski ile ilişkisini ortaya koymuşlardır. Meme kanserine yakalanma riskini arttıran başka genlerin olması olasıysa da, tanı konmuş meme kanserlerinin yalnızca %5 i BRCA1 ve 2 genlerinin değişime uğraması ile (mutasyonu) ilintilidir. Mutasyona uğramış BRCA genine sahip olmak meme kanserine yakalanma riskini arttıran faktörlerden yalnızca biridir. Diğer faktörler: yaş, aile tarihçesi, yüksek yağlı beslenme alışkanlığı, adet görmeye erken yaşta başlama, menopoza 50 yaşından sonra girme, çocuk sahibi olmama, ilk çocuğa 30 yaşından sonra sahip olma, yapılan biyopsilerde habis olmayan tümörlerin bulunması, vb. Meme kanseri olan kadınların % 80’den fazlası görünürde hiç bir risk grubuna dahil değildir.

* * *


YANLIŞ: Yaşlı kadınların meme kanserine yakalanma riski genç kadınlardan daha azdır.

DOĞRU: Kadınların yaşı ilerledikçe, meme kanserine yakalanma riskleri de artar. Gerçekteyse, yaş meme kanserine yakalanma riskini arttıran en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle, meme kanserinin erken aşamada tanısının konması amacı ile 40 yaşı ve üzerindeki kadınların yıllık klinik kontrollerde ve aylık kişisel göğüs kontrollerine ek olarak yılda bir kez kontrol amaçlı mamografi çektirmeleri önerilir. Göreceli olarak daha yüksek risk grubunda olan kadınlar doktor önerisi ile daha erken yaşlarda düzenli mamografi çekimine başlayabilirler.

* * *


YANLIŞ: İlerlemiş yaşlarda meme kanseri tanısı konmuş kadınların, kapsamlı tedavi görmelerine gerek yoktur.

DOĞRU: Meme kanseri teşhisi konmuş ve tanı konma zamanında kapsamlı tedavi görmemiş yaşlı kadınların ölüm oranlarında artış gözlenmiştir. Aslında, genelde meme kanseri yavaş gelişim gösteren bir hastalıktır ama bazen saldırgan da olabilir ve vücudun diğer bölgelerine çok çabuk sıçrayabilir (Metastaz yapabilir).

* * *


YANLIŞ: Mamografi meme kanserini engeller.

DOĞRU: Mamografi meme kanserini engellemez, ancak mamografi meme kanserinin erken aşamadayken tanısının konmasını sağlayan mükemmel bir araçtır. Günümüzde, mamogram semptomu olmayan (şikayeti olmayan) kadınlarda meme kanseri tanısı konabilmesini olanaklı kılabilen, güvenilirliliği kanıtlanmış bir yöntemdir. Bu nedenle, meme kanserinin erken aşamada tanısının konması amacı ile 40 yaşı ve üzerindeki kadınların yıllık klinik kontrollerde ve aylık kişisel göğüs kontrollerine ek olarak yılda bir kez kontrol amaçlı mamografi çektirmeleri önerilir. Göreceli olarak daha yüksek risk grubunda olan kadınlar doktor önerisi ile daha erken yaşlarda düzenli mamogram çekimine başlayabilirler.

* * *


YANLIŞ: Mamografi meme kanserine yol açar.

DOĞRU: Mamografi güvenilir bir yöntemdir ve mamogram çekilirken göğsün görüntülenmesi amacı ile kullanılan radyasyon düzeyi çok düşüktür. Modern mamografi sistemleri genellikle 0.1 ila 0.2 rad (rad ışıma miktarını ölçmek için kullanılan bilimsel bir ölçü birimidir) düzeylerinde x-ışını kullanır. Bu alanda oluşturulmuş uluslararası standartlar vardır, ve bu standartlar olası en düşük radyasyon düzeyinin kullanılmasını zorunlu kılar. Hastalara düşen sorumluluk kullandıkları mamografi merkezlerinin bu tip standartlara uygun olarak işlemlerini gerçekleştirdiklerinden emin olmaktır.

* * *


YANLIŞ: Mamografi erken aşamadaki meme kanserinin tanısının konmasında %100 güvenilir bir yöntemdir.

DOĞRU: Mamografinin meme kanserlerinin %85 ila %90’ını görüntüleyebildiği tahmin edilmektedir. Göğüsteki anormalliklerin büyük bir kısmı mamografi ile görüntülenebilirken, bir kısmı da görüntülenemez. Bazen göğüsteki anormallik çevresindeki doku ile aynı yoğunluğa sahiptir, bu da mamografiden görüntülenememesine yol açar. Eğer kadın ya da doktoru göğüste bir kitle bulursa, mamografi bir oluşum göstermemesine, kanser belirtilerinin mamografide negatif olmasına rağmen sonucun açıklığa kavuşturulması için alternatif yöntemler denenmelidir.

* * *

YANLIŞ: Mamografi ile tanısı konan kanserler tedavi edilebilir kanserlerdir.

DOĞRU: Mamografi meme kanserinin erken aşamadayken tanısının konmasını sağlayan mükemmel bir araçtır. Göğüsteki anormalliklerin büyük bir kısmı mamografi ile görüntülenebilirken, bir kısmı da görüntülenemez. Bazı kanserler çok saldırgan olabilirler ve vücudun başka bölgelerine mamogram ile görüntülenebilecek boyuta gelmeden önce sıçrayabilirler. Genelde, meme kanseri çok yavaş gelişen bir hastalıktır. Meme kanserinin, tek bir hücre boyutundan bir santimetre çapında bir tümör boyutuna ulaşması altı ila sekiz yıl alabilir. Bu çok uzun gelişim süreci, saldırgan kanserlerin kan veya lenf sistemi aracılığı ile vücudun başka bölgelerine taşınmasına olanak tanır. Bu nedenle, düzenli mamografiye başlamaya yaşı sayılan 40 yaşından önce kadınların 20 yaşından başlayarak aylık kişisel göğüs kontrolü yapmaları ve 30 yaşından başlayarak yıllık klinik göğüs kontrollerine başlamaları önerilir.

* * *


YANLIŞ: Meme kanseri bulaşıcıdır.

DOĞRU: Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Meme kanseri, göğüs hücrelerinin sayısının kontrolsüz olarak artımı olarak tanımlanabilir. Bu kontrolsüz artım göğüs dokusundan yapılmış tümör oluşumuna neden olur. Bir kadının hücrelerinde oluşabilecek bu tipte değişimler başka bir kadını etkilemez.

* * *


YANLIŞ: Bütün göğüs kitleleri kanserdir.

DOĞRU: Genelde, göğüste bulunan kitlelerin %80’i kanser olmayan değişimlerdir. Bu yüzde ilerleyen yaş ile değişir. Genç kadınlarda bulunan kitlelerin %80inden fazlası kanser olmayan değişimler iken, ilerleyen yaşla birlikle kanser olan kitlelerin yüzdesi de artar. Bununla birlikte, yaş faktöründen bağımsız olarak göğüste bulunan her kitlenin bir doktor gözetiminde tam tanımlanmasının yapılması önerilir. Özellikle iki adet dönemi boyunca kalıcılığını koruyan veya küçülme göstermeyen değişimlerin kesinlikle doktora bildirilmesi önerilir.

* * *


YANLIŞ: Memelerinde normalde yumrular (kitleler) bulunan kadınların meme kanserine yakalanma riski daha fazladır.

DOĞRU: Geçmişte uzmanlar memeleri doğal olarak yumru yumru olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha fazla olduğuna inanmışlardı. Ancak, yapılan istatistikler bunun doğru olmadığını gösterdi. Göğsünde doğal olarak kitleler bulunan kadınlar kanser olmayan fibrokistik değişimlere sahiptirler. Fibrokistik değişimlerin belirtileri arasında, kistler (cepler halinde sıvı toplanmaları), fibrosis (bağlayıcı doku da yara benzeri oluşumlar), yumrulaşma, artan hassasiyet ve meme ağrısı vardır. Kanser olmayan bu tip oluşumlardan oldukça nadir görülen atipik hiperplazi (meme hücreleri sayısında görülen anormal artış), meme kanserine yakalanma riskini arttırabilir. Ancak, göğüs biyopsilerinin yaklaşık olarak %3ün de atipik hiperplazi (AH) tanısı konmaktadır.

* * *


YANLIŞ: Eğer göğüsteki kitle ağrı veriyorsa, kanser değildir.


DOĞRU: Meme kanserlerinin bazılarında ağrı vardır, ancak çok nadir durumlarda ağrı tek başına bir meme kanseri belirtisidir. Eğer göğüs ağrısı şikayeti anormallik gösteren bir mamogram ile desteklenmiyorsa, doktorların pek çoğu daha detaylı görüntüleme yöntemlerini gereksiz bulurlar çünkü bu gibi durumlarda meme kanseri riski çok azdır. Göğüs ağrısı kanser olmayan göğüs şikayetleri arasında en yaygın olanlardandır ve pek çok nedenden dolayı olabilir. Her iki göğüste de bulunan ağrıların kanser belirtisi olma olasılığı göreceli olarak yalnızca tek göğüste bulunan ağrılardan daha azdır.

* * *


YANLIŞ: Kişisel meme kanseri kontrolü yapılması en uygun yer banyodur.

DOĞRU: Kişisel meme kanseri kontrolü banyoda da yapılabilir, ancak ıslak, sabunlu eller kadının göğsündeki anormallikleri hissetmesini zorlaştırabilir. Buna ek olarak, soğuk hava ve su, göğüs ve göğüs ucunun sertleşmesine neden olarak değişimlerin hissedilmesini güçleştirebilir. 20 yaş ve üstündeki her kadın aylık göğüs kontrollerini üç ayrı pozisyonda yapmalıdır. Yatarak, ayakta ve bir aynanın önünde (göğsün görsel kontrolü için).

* * *


YANLIŞ: Küçük göğüslü kadınlar meme kanserine yakalanmazlar.

DOĞRU: Meme kanseri dokusunun miktarının meme kanserine yakalanma riski üstünde hiç bir etkisi yoktur. Göğüs boyutunun kesinlikle meme kanseri riski ile bağlantısı yoktur.

* * *


YANLIŞ: Kahve içmek meme kanserine yakalanma riskini arttırır.

DOĞRU: Kahve meme kanserine yol açmaz. Fareler üzerinde yapılan bazı çalışmalar, kahvenin aslında kanser riskini azalttığını göstermiştir. Uzmanlar geçmişte kafeinin fibrokistik değişimlere (sıkça görülen kanser olmayan değişimler) neden olmasından dolayı kanser riskini arttıran bir faktör olarak görmüşlerdi. Bazı kadınlar kafein alımını azaltmak amacı ile kahve, çay, çikolata ve kolalı içecek tüketimini azalttıklarında vücuttaki sıvı tutumunun azalmasına bağlı olarak göğüsteki bazı rahatsızlık hislerinin azaldığını gözlemleyebilirler. Aslında bu konu uzmanlar arasında tartışmalı bir konudur, çünkü bu konuda yapılan araştırmaların sonunda tutarlı ve güvenilir sonuçlara ulaşılamamıştır.

* * *


YANLIŞ: Koku / ter önleyici deodorantlar önemli kanser sebeplerinden biridir.

DOĞRU: Koku/ter önleyici deodorantlar kansere yol açmazlar. İnternette yaygın olarak dolaşan e-mail’lerden birinde terlemeyi önleyici deodorantların vücudun zararlı maddeleri (toksinleri) dışarı atmasına engel olarak kansere yol açtığı yönünde bazı saptamalara yer verilmiştir. Bu mesaja göre, vücuttan atılması gereken bu zararlı maddeler (toksinler), atılamadıkları için koltuk altındaki lenf bezlerinde birikmekte ve hücrelerde bazı değişikliklere yol açarak kanser oluşmasına yol açmaktadırlar. Gerçekte ise, terleme ile vücuttan atılan maddeler % 99.9 oranında su, sodyum, potasyum ve magnezyumdur. Sonuç olarak terleme ile atılan toksik maddeler olmadığı için bu sav bilimsel dayanağa sahip olmaktan uzaktır.

* * *


YANLIŞ: Haşere öldürücüler, tarım ilaçları, kuru temizleme kimyasalları kansere neden olur.

DOĞRU: Geçmiş yıllarda yapılan bazı küçük ölçekli çalışmalarda, yukarıda belirtilmiş olan kimyasal maddelerin meme kanserine yakalanma riskini arttırma olasılığının var olduğu ortaya konmuştur. Ancak çoğu uzman bu çalışmaların sonucuna kuşku ile bakmaktadır, çünkü bu küçük ölçekli çalışmaların sonuçları daha büyük ölçekli çalışmaların sonuçları ile çelişmektedir. Söz konusu küçük ölçekli çalışmaların yeterli istatistiksel güvenilirliğe sahip olmadığı, tıp çevrelerince kabul edilmektedir.

* * *


YANLIŞ: Emzirme meme kanserine yol açar.

DOĞRU: Emzirme meme kanserine yol açmaz. Aslında, bazı ön çalışmalar emzirmenin meme kanseri riskinde azalmaya yol açtığını göstermiştir. Bu bulgu henüz daha geniş kapsamlı çalışmalarca henüz onaylanmamıştır. Emziren kadınlarda meme kanserine yakalanabilir ama, emzirmemiş kadınlara oranla daha fazla meme kanserine yakalanma riski taşımazlar.

* * *


YANLIŞ: Geçmişte meme kanserine yakalanmış kadınlar hamile kalmamalıdırlar.

DOĞRU: Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, hamilelik süresince oluşan hormonal ve metabolik değişimlerin meme kanserinin tekrarlaması riskini ciddi bir oranda arttırmadığını göstermiştir. Buna ek olarak, hamile kalınma sayısının ve tedavi ile hamilelik arasındaki zaman aralığının da uzun dönem kanser tedavisi ve riski üzerinde gözlemlenebilir bir etkisi görünmemiştir. Ancak, meme kanseri tedavisi görmüş ve hamile kalmak isteyen kadınların bu isteklerini hamilelik öncesi doktorları ile konuşmaları önerilir.

* * *


YANLIŞ: Göğüs akıntıları meme kanseri belirtisidir.

DOĞRU: Göğüs akıntılarının çoğunluğu kanser belirtisi değildir. Kadınların yaklaşık olarak % 20 si süte benzeyen, donuk yada şeffaf yapıda anlık göğüs akıntıları gözlemler. Kadınların neredeyse % 60’a yakın kısmı kişisel göğüs kontrolü sırasında bazı akıntılar görebilir. Genel olarak, eğer akıntı şeffaf, süte benzeyen, sarı yada yeşilse kanser belirtisi olarak kabul edilmez. Kanlı yada suya benzeyen akıntılar normal olarak kabul edilmez, ancak bu anormal akıntıların ancak %10 u kanser ile ilişkilidir. Kanlı akıntıların çoğu kanser olmayan papilomlara bağlıdır. Ancak kuşku uyandıran her akıntı doktorlarla tartışılmalı ve klinik kontrollerle nedenleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Göğüs akıntıları aşağıdaki özellikleri taşıyorsa kuşkuludur;

  • Kanlı ya da suya benzeyen yapıda ve kırmızı, pembe ya da kahve renkli akıntılar
  • Yapışkan bir yapıya sahip ve şeffaf ya da donuk siyah-kahverengi akıntılar
  • Göğüs sıkılmaksızın oluşan anlık akıntılar
  • Sürekliliği uzun olan akıntılar
  • Tek taraflı akıntılar
  • Süte benzemeyen akıntılar

 

* * *


YANLIŞ: Telli sütyenler meme kanserine yol açar.

DOĞRU: Bir kaç yıl önce yayınlanan ‘Ölmek için Giyinmek’ (Dressed to Kill) adlı bir kitapta telli sütyenlerin kullanımının lenf sıvısı akımını engelleyerek meme kanserine yol açtığı iddia edilmişti. Bu kitabın yazarları gelişmiş ülkelerdeki meme kanseri oranları ile az gelişmiş ülkelerdeki oranları karşılaştırmışlar ve aradaki farkın sütyen kullanımı alışkanlığına bağlanabileceğini önermişlerdi. Meme kanseri ve sütyen kullanımı arasındaki bu ilişki doğru değildir. Bu kitabın yazarları araştırmalarında bugün meme kanserine yakalanma riskini arttırdığı bilinen diğer parametreleri (yaş, aile tarihçesi, çevre, sosyal faktörler, genetik, çocuk sahibi olmama, adet görmeye başlama yaşı gibi) dikkate almamışlardır.

* * *


YANLIŞ: Göğüs yaralanmaları meme kanserine yol açar.

DOĞRU: Göğüs yaralanmaları ve travmaları meme kanserine yol açmaz. Ancak, yaralanmalar sonucunda göğüste berelenmeler ve kanser olmayan kitleler oluşabilir. Göğüsteki yağ dokusunun şişmesi veya hassaslaşması sonucu ‘Fat necrosis’ adı verilen ve kanser olmayan oluşumlar gözlenebilrse de, genellikte bu durum bir ay içinde ortadan kalkar. Bu tip oluşumlar zaman zaman mamografi değerlendirilmesini güçleştirebilir.

* * *


YANLIŞ: Meme kanseri tanısı konmuş kadınlar göğüslerini kaybederler.

DOĞRU: Meme kanseri tanısı konmuş kadıların büyük bir çoğunluğu tedavilerinin bir parçası olarak ameliyat geçirirler. Ancak, erken aşama meme kanseri tanısı konmuş kadınların artan bir çoğunluğu yalnızca kitlenin alınması (lumpektomi) ve radyasyon terapisi görmektedirler. Lumpektomi kitlenin ve onu çevreleyen dokunun (marjin) alınması işlemidir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki lumpektomi ve ardından yapılan radyasyon tedavisi erken aşamadaki meme kanserleri için tüm göğsün alınması (mastektomi) kadar etkindir. Ancak, mastektomi yada lumpektomi arasındaki seçim pek çok faktörün bir bileşkesidir. Alınacak tümörün büyük olması durumunda, bazen operasyon öncesi kemoterapi (anti-kanser ilaçlarının kullanılması) uygulanarak tümör boyutunda küçülme sağlanır ve mastektomi yerine lumpektomi yapılabilinir. Göğsün korunmasına yönelik tedavilere her geçen gün yenileri eklenmektedir.

* * *


YANLIŞ: Mastektomi (göğsün tamamen alınması operasyonu) kanserin yenilemesi riskini tamamen ortadan kaldırır.

DOĞRU: Mastektomi kanserin yenilemesi riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Bazı kadınlarda mastektominin dikiş bölgelerinde kanserin yenilenmesi görülmüştür. Ayrıca kanserin lenf bezlerine ve vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma riski vardır. Mastektomi gören kadınların büyük çoğunluğu kanserin göğüs dışındaki bölgelere yayılmamasından emin olmak amacı ile aynı zamanda dış lenf bezlerinin alınması operasyonunu da geçirirler.

* * *


YANLIŞ: Koruyucu mastektomi (Göğsün tamamen alınması operasyonu) operasyonu geçiren kadınlar meme kanserine yakalanmazlar.

DOĞRU: Koruyucu mastektomi meme kanseri için yüksek risk grubunda bulunan kadınların bir ya da her iki göğsünün meme kanserinin oluşumunun önlenmesi amacı ile alınması operasyonudur. Araştırmacılar koruyucu mastektominin kadınları nasıl etkileyeceği konusunda hala emin değiller. Bu koruyucu operasyon saldırgan tümörleri olan kadınların yaşam süresini uzatabilir. Ancak, bazı kadınlar yüksek risk grubunda olmalarına rağmen hiç bir zaman meme kanseri hastası olmazlar, dolayısı ile böyle bir operasyon artan bir yarar getirmez. Göğüs dokusu boyuna doğru, koltuk altında ve göğüs duvarında da vardır, ve vücudunda göğüs dokusu bulunan her kadın meme kanserine yakalanma riskini korur.

* * *​


YANLIŞ: Kemoterapi kadınların saçlarının dökülmesine yol açar.

DOĞRU: Saç kaybı (alopecia) kemoterapinin geçici yan etkilerinden biridir. Saç kaybı ve kemoterapinin diğer yan etkileri kullanılan ilaçlara, dozlarına ve nasıl verildiklerine bağlıdır. Kemoterapinin yan etkileri her kadında farkı yoğunlukta hissedilir. Saç kaybından etkilenen kadınların, saç kaybı genellikle kemoterapinin başlamasının üçüncü haftasında oluşur. Kadınların büyük çoğunluğunda, kemoterapinin bitmesi ile birlikte saçlarda uzamaya başlar. Kemoterapinin diğer yan etkileri arasında: enfeksiyon riskinin artması, kansızlık, kanama riskinin artması, ağız yaraları, ishal, kabızlık, karıncalanma veya yanma hisleri, deri rahatsızlıkları (kızarıklık, döküntü, akne), tırnaklarda koyulaşma, kırılganlaşma ya da çatlama, böbrek ve mesane enfeksiyonları, kemoterapinin hemen ardından gelen nezle benzeri belirtiler, vücutta sıvı toplanması, adet periyotlarında düzensizleşmeler ve menopoz benzeri belirtiler vardır. Zofran (genel adı: ondansetron) ve Kytril (genel adı: granisetron hydrochloride) gibi yeni ilaçlar mide bulantısı, ishal ve kusma gibi en sık görülen yan etkilerin azalmasında oldukça başarılı olmuşlardır. Birleşik Devletler Ulusal Meme Kanseri Organizasyonları Birliği (National Alliance of Breast Cancer Organizations) eski kemoterapi ilaçlarından olan cyclophosphamide, methotrexate, flouracil (CMF) in, Adriamyacin (genel adı: doxorubicin) gibi yeni ilaçlardan daha az yan etkileri olduğunu belirtmektedir. Yeni ilaçların yardımı ile her geçen gün kemoterapinin yan etkileri daha etkin bir şekilde kontrol altına alınmaktadır.

* * *​


YANLIŞ: Ağızdan alınan doğum kontrol hapları meme kanserine yol açar.

DOĞRU: 10 yıldan daha uzun süreli kullanımlarda bile doğum kontrol hapları meme kanserine yol açmaz. Doğum kontrol hapları meme kanseri riski ile bağlantısı olduğu bilen östrojen ve progesteron hormonlarını küçük oranlarda içerir ancak bu hormonların oranları dikkate değer bir risk yaratmaktan çok uzaktır. Günümüzde kullanılan doğum kontrol haplarının büyük bir çoğunluğu 1975 yılında kullanılan haplardan %50 ila %100 oranında daha az hormon içeren düşük hormon içerikli formüllere sahiptir. Düşük hormon içerikli formüller, orjinal doğum kontrol haplarının şişkinlik gibi bazı hoş olmayan yan etkilerinin giderilmesi amacı ile geliştirilmişlerdir. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, 1976 ila 1992 yılları arasında hastalanan 3,383 meme kanseri kadın incelenmiş ve genel olarak meme kanseri ile doğum kontrol hapı kullanımı arasında on yılı aşan kullanımlarda bile belirgin bir ilişki gözlemlenememiştir. Ailelerinde meme kanseri görülmüş kadınlarda bile doğum kontrol hapı kullanımına bağlı olarak risk artışı gözlemlenmemiştir. Bütün bunlara rağmen, yüksek meme kanseri riski taşıyan kadınların doğum kontrol hapı kullanmaya başlamadan önce bu isteklerini doktorları ile tartışmaları önerilir.

* * *​


YANLIŞ: ‘Lobular carcinoma in situ (LCIS)’ teşhisi konmuş kadınlar hayatlarının daha sonraki döneminde kesinlikle meme kanseri hastası olurlar.

DOĞRU: Lobular carcinoma in situ (LCIS) süt bezlerinde oluşan çok erken aşamadaki bir kanserdir, ve oluştuğu süt bezinin duvarını geçmemiştir. Teknik açıdan bakıldığında LCIS, 0. düzey (stage 0) bir kanserdir. Ama doktorların büyük çoğunluğu LCIS’i kanser olarak sınıflandırmazlar. Buna rağmen, LCIS meme kanseri riskinin arttığını gösteren bir işarettir ve LCIS tanısı konmuş kadınlar hayatlarının daha sonraki aşamalarında meme kanserine yakalanmaya daha yatkın olurlar.

Cevapla

Yandex.Metrica
Önceki yazıyı okuyun:
Şeker Hastalığında Doğru Bilinen Yanlışlar
Şeker Hastalığında Doğru Bilinen Yanlışlar

Şeker Hastalığında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir? Şeker Hastalığında Doğru Bilinen Yanlışlar hakkında sizin için topladığımız bilgiler aşağıdaki gibidir. Şeker Hastalığında Doğru Bilinen Yanlışlar yazısını sadece bilgi...

Kapat